March 14, 2005 (Press Release) --
Bedelli Bekleyenler Gerçekte Kimlerdir?
Bizler, mevcut AKP hükümeti tarafından kendilerine normal hayatlarını sürdürebilmeleri için bedelli çıkartılacağı sözü verilerek oyları İKİ KERE çalınan, yaşları 25 ile 35 arasında değişen 400.000 genç insanız (metnin geri kalanında Bedelli Askerlikten kısaca bedelli olarak bahsedilecektir).
Hatırlatmak isteriz ki Sayın Başbakan Tayyib Erdoğan bizlere, istatistiklerin hazırlanabilmesi ve talep doğrultusunda bedelli askerliğin çıkartılabilmesi için askerlik şubelerine başvurmamızı bizzat kendisi söylemiştir. Bizleri asıl şaşırtan ise dilekçelerimizde belirttiğimiz adreslerin polis tarafından basılması ve bazılarımızın zorla silah altına alınmamız olmuştur. Bedelli konusundan artık hiç bahsedilmez olduğunu; mevcut hükümetin bedelli için gerekli başvuru sayısına ulaşılamadığını beyanla konuyu kapattığını da herhalde hatırlatmamıza gerek yoktur.
Bizler C-D sosyokültürel sınıftan ailelerce yetiştirildik. Bir diğer deyişle bizler orta düşük gelir gruplarından geliyoruz. Eğitim yıllarımızda devletten herhangi bir mali destek görmediğimizden pek çoğumuz yüksek öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Toplumun kendi ayakları üzerinde durabilen birer ferdi olabilmek için kelimenin tam anlamıyla mücadele verdik ve artık kimimiz kendi şirketlerimize sahibiz, kimimizse başkalarının şirketlerini yönetiyoruz. Yüzlerce, hatta belki binlerce insana iş imkânı sağlıyoruz ve vergi, sosyal sigorta primi vs. olarak devlete her ay binlerce YTL ödüyoruz. Bizler, devletin şu andakinden çok daha fakir olduğu ve önceki nesillerin kazandıklarından fazla harcadıkları bir dönemde dünyaya geldik. Bizden önceki nesillerin borçlarını ödemek bizlere düştüğünden orta derece gelire ve geleceğe dair umutlara sahip birer vatandaş olabilmek için iki kat fazla çalışmamız gerekti.
Bizler aileden zengin olmadığımız için daha yüksek refaha sahip pek çok kişinin askerlikten kurtulmak için yaptığı gibi Balkan ülkelerinde naylon şirketler kurup kendimizi oralarda çalışıyor gibi gösteremedik.
Bizler ülkemizi SEVİYORUZ. Burada olmayı ve bu ülke için çalışmayı seviyoruz. İşte bu yüzden yabancı ülkelere KAÇMADIK; burada kalıp vergilerimizi kendi ülkemize ödedik.
Bizler inanç sahibi, ülkesini seven vatandaşlarız, pek çoğumuz orta-sağ görüşe sahip ve solcu derneklerle bu konularda işbirliği yapmak ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmak istemiyoruz bunu son çare olarak düşünüyoruz.
Askerliğin ciddi bir meslek olduğuna ve tam anlamıyla profesyonelleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Orduya ait olmadığımıza inanıyoruz. Şu an bulunduğumuz sosyal (sivil) konuma ait olduğumuza ve görece refahımızı sürdürebilmek için hâlâ çok çalışmamız gerektiğine inanıyoruz. Sürdürmemiz gereken sivil bir yaşamımız ve sorumluluklarımız varken askere giderek bedava kölelik yapacak lüksümüz yok ve hiç olmadı. Hayatın bizlere bahşedilen bir kerelik bir hediye olduğunu ve hayatımızı nasıl yaşayacağımıza karar verme hakkına sahip olduğumuzu düşünüyoruz
Bizler, mevcut AKP hükümeti tarafından kendilerine normal hayatlarını sürdürebilmeleri için bedelli çıkartılacağı sözü verilerek oyları İKİ KERE çalınan, yaşları 25 ile 35 arasında değişen 400.000 genç insanız (metnin geri kalanında Bedelli Askerlikten kısaca bedelli olarak bahsedilecektir).
Hatırlatmak isteriz ki Sayın Başbakan Tayyib Erdoğan bizlere, istatistiklerin hazırlanabilmesi ve talep doğrultusunda bedelli askerliğin çıkartılabilmesi için askerlik şubelerine başvurmamızı bizzat kendisi söylemiştir. Bizleri asıl şaşırtan ise dilekçelerimizde belirttiğimiz adreslerin polis tarafından basılması ve bazılarımızın zorla silah altına alınmamız olmuştur. Bedelli konusundan artık hiç bahsedilmez olduğunu; mevcut hükümetin bedelli için gerekli başvuru sayısına ulaşılamadığını beyanla konuyu kapattığını da herhalde hatırlatmamıza gerek yoktur.
Bizler C-D sosyokültürel sınıftan ailelerce yetiştirildik. Bir diğer deyişle bizler orta düşük gelir gruplarından geliyoruz. Eğitim yıllarımızda devletten herhangi bir mali destek görmediğimizden pek çoğumuz yüksek öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Toplumun kendi ayakları üzerinde durabilen birer ferdi olabilmek için kelimenin tam anlamıyla mücadele verdik ve artık kimimiz kendi şirketlerimize sahibiz, kimimizse başkalarının şirketlerini yönetiyoruz. Yüzlerce, hatta belki binlerce insana iş imkânı sağlıyoruz ve vergi, sosyal sigorta primi vs. olarak devlete her ay binlerce YTL ödüyoruz. Bizler, devletin şu andakinden çok daha fakir olduğu ve önceki nesillerin kazandıklarından fazla harcadıkları bir dönemde dünyaya geldik. Bizden önceki nesillerin borçlarını ödemek bizlere düştüğünden orta derece gelire ve geleceğe dair umutlara sahip birer vatandaş olabilmek için iki kat fazla çalışmamız gerekti.
Bizler aileden zengin olmadığımız için daha yüksek refaha sahip pek çok kişinin askerlikten kurtulmak için yaptığı gibi Balkan ülkelerinde naylon şirketler kurup kendimizi oralarda çalışıyor gibi gösteremedik.
Bizler ülkemizi SEVİYORUZ. Burada olmayı ve bu ülke için çalışmayı seviyoruz. İşte bu yüzden yabancı ülkelere KAÇMADIK; burada kalıp vergilerimizi kendi ülkemize ödedik.
Bizler inanç sahibi, ülkesini seven vatandaşlarız, pek çoğumuz orta-sağ görüşe sahip ve solcu derneklerle bu konularda işbirliği yapmak ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmak istemiyoruz bunu son çare olarak düşünüyoruz.
Askerliğin ciddi bir meslek olduğuna ve tam anlamıyla profesyonelleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Orduya ait olmadığımıza inanıyoruz. Şu an bulunduğumuz sosyal (sivil) konuma ait olduğumuza ve görece refahımızı sürdürebilmek için hâlâ çok çalışmamız gerektiğine inanıyoruz. Sürdürmemiz gereken sivil bir yaşamımız ve sorumluluklarımız varken askere giderek bedava kölelik yapacak lüksümüz yok ve hiç olmadı. Hayatın bizlere bahşedilen bir kerelik bir hediye olduğunu ve hayatımızı nasıl yaşayacağımıza karar verme hakkına sahip olduğumuzu düşünüyoruz

Bedelli Askerlik Devletin, AKP'nin ve Silahlı Kuvvetlerin Vatandaşa Borcudur!!!
Email
Print
SPAM
USER COMMENTS



